Son Dakika Edirne Haberleri, Edirne Haberleri Sitesi, Edirne Son Dakika Haberleri, Edirne Son Dakika Haberleri Sitesi

İNTERNETTE VE SOSYAL MEDYADA ÖNE ÇIKAN YURT HABERLERİ

13 yaşındaki Dilvin’in ölümünde yanlış iğne iddiasıAydın’ın Nazilli ilçesinde, karın ağrısı ve yüksek ateş şikayetiyle gittiği hastanede yaşamını yitiren ortaokul öğrencisi Dilvin Ak’ın (13) dedesi Servet Akoğlan, torunun ölümünde hastanenin ihmali olduğunu düşündüğünü söyledi. Torununa, çocuk doktorunun uyarısına rağmen genel cerrahın isteğiyle 18 yaşından küçüklere uygulanmaması gereken bir iğne vurulduğunu öne süren Akoğlu, ‘Sonrasında torunum fenalaştı. Yoğun bakıma aldılar. 15-20 dakika sonra doktor ‘çocuğun nefesi kesildi’ dedi. 5 dakika sonra tekrar çıkıp, ‘Çocuğun kalbi durdu, tekrar çalıştırmak için uğraşıyoruz’ dedi. Ardından ölüm haberini aldık. O an dünyam karardı’ diye konuştu.Nazilli Beşeylül Ortaokulu 8’inci sınıf öğrencisi Dilvin Ak, 31 Aralık Salı günü gece saatlerinde karın ağrısı ve yüksek ateş şikayetiyle, yakınları tarafından ilçedeki özel hastaneye götürüldü. Gecenin ilerleyen saatlerinde fenalaşan Dilvin, yoğun bakıma alındı ancak burada doktorların tam çabasına rağmen yaşamını yitirdi. Dilvin’in ölümü şüpheli bulunup, savcının talimatıyla cesedi, otopsi için Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Adli Tıp Kurumu morguna gönderildi. Otopsi işleminin tamamlanmasının ardından Dilvin’in cenazesi, yakınları tarafından perşembe günü, Nazilli’nin kırsal Durasıllı Mahallesi Camii’nde öğlen kılınan namazın ardından mahalle mezarlığında toprağa verildi.’ACIYA DAYANAMAYIP, ANNEANNESİNİN ELİNİ ISIRMAK İSTEDİ’Torununu kendisinin büyüttüğünü ve göz göre göre yaşamını yitirdiğini söyleyen Servet Akoğlan, şöyle konuştu: ‘İki torunum var. Kızım Fadime Akoğlan, ikinci torunum Dilvin’in doğumundan 55 gün sonra, eşi Çetin Ak’tan boşandı. İki torumun da velayetini üzerime aldım. Onları ben büyüttüm. Torunum Dilvin, 28 Aralık’ta rahatsızlanmış, karın ağrısı ve yüksek ateş şikayetiyle annesi Nazilli’deki özel hastanenin acil servisine götürmüş. Gribal enfeksiyon olduğunu söyleyip, ilaç yazmışlar. Annesi, ‘Durumu kötü, en azından bir serum taksaydınız’ demiş. Ancak, yer olmadığını söyleyip, eve göndermişler. Hemen aile hekimine gidip, torunum için 2 günlük rapor aldık. Ancak 31 Aralık’ta torunumun durumu daha da ağırlaşınca, tekrar aynı özel hastaneye götürdük. Ben otomobilimi park edene kadar annesi, tekerlekli sandalye ile doktorun yanına götürmüş. Ben de peşlerinden yetiştim. Doktor torunum Dilvin’e tekerlekli sandalyeden inmesini söyledi. Ancak, ‘İnemiyorum. Ayakta duracak halim yok’ demesi üzerine doktor, torunumun yatırılmasını istedi. Ancak, bu sırada torunum bayılıp, sedyede kusmaya başladı. Doktor 4 serum taktırdı. Torunum, bir ara kendine geldi, ‘Sürekli olarak karnım ağrıyor, dayanamıyorum’ diyordu. Gerekli filmleri çekilip, tahlillerini yaptılar. Saat 22.00 sıralarında servise aldılar. Torunum karnı ağrıdığını söyleyip, sürekli ağlıyordu. Saat 24.00’de tekrar kusmaya başladı. Çok sancısı vardı. Bir ara anneannesine ‘Elini ısırabilir miyim?’ demiş. O da dayanamayıp, kabul etmiş. Halen diş izleri eşimin elinde duruyor.”O İĞNE, 18 YAŞINDAN KÜÇÜKLERE VURULMAZMIŞ’Hastanede bir ara kızı Fadime Akoğlan’ın ortadan kaybolduğunu fark ettiğini belirten Akdoğan, daha sonra yaşananlar şöyle anlattı: ‘Hemşirelerin odasına gittiğini öğrendim, peşinden gittim. Orada genel cerrah ile çocuk doktoru aralarında tartışıyorlardı. Cerrah, ‘Çocuğun hiçbir şeyi yok. Bu psikolojik bir olay. Belirli periyotlarla bağırıyor. İğne yapalım’ demiş. O sırada elinde bir şırınga ile bir hemşire içeri girdi. Bunun üzerine kızım Fadime, ‘Baba, Dilvin’e iğne yapılsın mı?’ diye sordu. Çocuk doktoru, ‘Bu iğne nefesini keser yaptırmayalım’ demiş. Sonradan öğrendiğimize göre o iğne, 18 yaşından küçüklere vurulmazmış. Ancak, iğne vurdular. Saat 05.30 sıralarında torunumun durumu daha da ağırlaştı. Yoğun bakıma aldılar. Doktor bana, ‘Hiç korkma, bunlar psikolojik olay. Bundan insan ölmez’ diyerek, sakinleştirmeye çalıştı. ‘Her şey temiz’ dedi. Biz de güvendik. Yoğun bakımının kapısında bekliyordum. 15-20 dakika sonra doktor çıktı, ‘Çocuğun nefesi kesildi’ dedi ve içeri girdi. 5 dakika sonra tekrar çıkıp, ‘Çocuğun kalbi durdu, tekrar çalıştırmak için uğraşıyoruz’ dedi. Şok oldum.”VURDUKLARI İĞNEYLE TORUNUMU ÖLDÜRDÜLER’Torununun duran kalbinin çalıştırılamadığını belirten Akdoğan, ‘O an dünyam karardı. Şikayetçi olmamız üzerine doktor, torunumun ölümünü şüpheli bulup, otopsi yapılması için Adnan Menderes Üniversitesi Hastanesi Adil Tıp Morgu’na gönderdi. Otopsi sonucunda gerçek ortaya çıkacaktır. Vurdukları o iğne ile torunumun nefesini kesip, öldürdüler. Ölümünde hastanenin ihmali olduğunu düşünüyorum’ diyerek, tepkisini dile getirdi.Hastane yönetimi ise, konuyla ilgili açıklama yapmadı.GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ——————————Servet Ak’ın evinden görüntü Dilvin Ak’ın dedesi Servet Akoğlan ile röp.Dilvin Ak’ın fotoğrafıHaber-Kamera: Bahattin ALBAYRAK / NAZİLLİ (Aydın), Haber Kodu : 200105005=============================Tacizle suçlayıp, beyzbol sopasıyla işkence ettilerHatay’da 3 kişi, 14 yaşındaki kızı taciz ettiğini öne sürdükleri bir genci, beyzbol sopasıyla falakaya yatırdı. Cep telefonuyla görüntülenen işkence anları ise sosyal medyada paylaşılınca büyük tepki çekti.Antakya ilçesinde henüz kimliği saptanamayan 16 yaşlarındaki bir genci görüntüdeki konuşmalardan iş yeri olduğu anlaşılan bir odaya götüren 3 şüpheli, 14 yaşındaki kızı neden öptüğünü sorup ardından dövmeye başlıyor. Cep telefonu ile kaydedilen olayın görüntülerinde, saldırganlardan biri cep telefonundan fotoğraf gösterdiği gence ceza vereceğini söylüyor. Yanındaki arkadaşlarından aldığı sopayla gencin ellerine vurmaya başlayan saldırganın, ‘Bakalım artık hangi ellerle hangi kızlara böyle yapacaksınız. Namus düşmanları ‘dediği duyuluyor. Elinde platin olduğunu söyleyen gence bir süre vurmaya devam eden saldırganın yanındaki bir başka kişi de küfür ederek genci yumrukluyor. Koltuğa oturtup ayağını kaldırttıkları genci falakaya yatıran şüpheliler, uzun süre darp ediyor. Görüntülerde saldırganlardan birinin, ‘Kırma ayağını, kafasını kırma, dükkanımızı kan etme kardeş’ diye seslenmesi dikkat çekti. Sosyal medyada paylaşılan işkence görüntüleri büyük tepki topladı.GÖRÜNTÜ GEÇİLDİHalil İbrahim KARAÇAY/HATAY, – Haber Kodu : 200103158===========Husumetliler camide kavga etti Konya’nın Karapınar ilçesinde cami içinde çıkan kavga güvenlik kamerasına yansıdı. Kavga eden grubu camideki cemaat ayırdı.   Olay, dün Cuma namazı vakti Hacı İsa Camii’nde meydana geldi. Namaz esnasında İsmet U. (64) ile oğlu Yusuf U. (26), cemaat arasında bulunan ve daha önceden husumetli oldukları Refik Ö. (55) ve ağabeyi Ali Ö. (58) ile tartışmaya başladı. Çıkan kavgada İsmet U. ile oğlu Yusuf U.,  kardeşler tarafından darp edildi. Cemaatin ayırdığı kavga anı güvenlik kamerasına yansıdı. Darb edilen baba ve oğlu polise giderek şikayetçi oldu. Olayla ilgili soruşturma başlatıldı.GÖRÜNTÜ GEÇİLDİMehmet OKUYUCU/KARAPINAR (Konya),==============Eski eşinin sevgilisini öldüren kadından, ‘Sana da sıra gelecek’ paylaşımıKonya’ nın Seydişehir ilçesinde boşandığı eşinin birlikte yaşadığı ileri sürülen Aynur Süngülü’yü tabanca ile vurarak öldüren Özlem G.’yi yakalama çalışmaları sürüyor. Özlem G.’nin, olaydan önce sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, eski eşinin ayakkabısının üzerine ayağıyla basarak, ‘Sana da sıra gelecek’ diye yazdığı görüldü.Olay, dün akşam saatlerinde ilçeye bağlı Hacıseyitali Mahallesi 153065 Sokak’taki bir apartmanda meydana geldi. Özlem G., İstanbul’dan boşandığı eşi Tufan K.’nın birlikte yaşadığı Aynur Süngülü’nün evine geldi. Özlem G.’ye kapıyı Süngülü’nün kızı açtı. Eve giren Özlem G., yanında getirdiği tabanca ile Süngülü’ye ateş ederek kaçtı. İhbar üzerine adrese polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Sağlık ekipleri yapılan müdahele sonrası Aynur Süngülü’nün öldüğünü tespit etti. Süngülü’nün cenazesi olay yeri incelemelerinin ardından otopsi işlemleri için morga kaldırıldı.TAKSİYLE OTOGARA GİTMİŞÖzlem G., bir taksiye binerek olay yerinden ayrıldı. Polis, yaptığı çalışmada Özlem G.’nin Konya istikametine gittiğini tespit etti. Polis, Özlem G.’nin Konya Otogarı’na geldiğini belirleyerek, taksiciye ulaştı. Taksici ifadesinde, kadının aracına bindikten sonra otogara gitmek istediğini ve konuşmadığını söyledi. Özlem G.’yi yakalamak için çalışmaların sürdüğü bildirildi. ‘SANA DA SIRA GELECEK’ PAYLAŞIMIÖzlem G.’nin cinayetten hemen önce sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımında, eşinin ayakkabısının üzerine ayağıyla basarak, ‘Sanada sıra gelecek’ notunu düştüğü görüldü. Özlem G.’nin, bu paylaşımdan hemen sonra ise, ‘Ben bir tek seni sevdim. Kızlarına bak dedim. Canlarım sizleri çok seviyorum’ notunu paylaştığı belirlendi.GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜolay yerindenHastaneden morg önünden detaylarFotoğraflar AYNUR SUNGULU (FOTOGRAFTAOZLEM G. (FOTOGRAFTA)OLAYDAN ÖNCE SOSYAL MEDYA HESABINDAN YAPTIGI PAYLAŞIMTolga YANIK/ KONYA, -==============================Anne cinayeti sanığı: Öldürmedim ama ölmesi için dua ediyordumİzmir’de, annesi Görgün Baştosun’u (85) döverek öldürdüğü suçlamasıyla tutuklanan Bekir Baştosun’un (55), İzmir 11’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanmasına başlandı. Mahkemede suçlamaları kabul etmeyip, annesinin düştüğünü ileri süren Baştosun, ‘Zamanla anneme bakamaz hale geldiğim için, ‘Allah’ım annemin canını al da bu sıkıntıdan kurtulsun’ diye dua ediyordum’ dedi.Olay, 25 Temmuz’da, Eski İzmir Mahallesi’nde meydana geldi. Eşinden ayrılan ve psikolojik sorunları olduğu belirtilen Bekir Baştosun, birlikte yaşadığı görme engelli annesi Görgün Baştosun’u iddiaya göre dövdü. Vücudunun çeşitli yerlerinden yaralanan Görgün Baştosun, kendisini ziyarete gelen iki kızı tarafından kanlar içinde yerde yatarken bulundu. Görgün Baştosun, kızlarının çağırdığı sağlık ekiplerince İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırıldı. Burada bir süre tedavi gören Baştosun, daha sonra kentteki özel hastaneye sevk edildi. Olayın ardından gözaltına alınan Bekir Baştosun ise emniyette darp suçlamalarını kabul etmedi ve annesinin düştüğünü ileri sürdü. Bekir Baştosun’un çelişkili ifade vermesi üzerine, Karabağlar Emniyet Müdürlüğü ekipleri soruşturmayı derinleştirdi. Yapılan çalışmada Bekir Baştosun’un annesini döverken gören bir tanık ortaya çıktı. Bekir Baştosun, emniyetteki işlemlerinin ardından sevk edildiği adliyede çıkarıldığı mahkemece tutuklandı. Hastanede tedavisi süren Görgün Baştosun ise yaşamını yitirdi. Bekir Baştosun hakkında, ‘Beden ve ruh bakımından kendini savunamayacak durumda bulunan üstsoyu kasten öldürme’ suçundan dava açıldı.’ONU ÖLDÜRMEM MÜMKÜN DEĞİL’İzmir 11’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen ilk duruşmaya, tutuklu sanık Bekir Baştosun, bazı müştekiler, tarafların avukatları ile Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı avukatı Müjgan Bilgen Özen katıldı. Annesini öldürmediğini öne sürüne Bekir Baştosun, hakkındaki suçlamaları reddetti. Annesinin sık sık düştüğünü ve olay günü de tuvalette düştüğünü iddia eden Baştosun, ifadesinde şunları söyledi:  ‘Annemin sol gözü önceden beri görmüyordu. Sağ gözünden ameliyat olduktan sonra zaman içinde hiç göremez oldu. Hayatını idame ettiremediği için sık sık düşüyordu. Olay gecesi dışarıda yeğenimle sohbet ederken, komşularımızdan biri aradı ve annemin düştüğünü söyledi. Hemen eve gelip annemi sandalyeye oturttum. Annemin düşmesine çok sinirlenerek ‘Allah’ım bu halimiz ne olacak?’ diyerek kendi kendime sinirlendim. Ardından da annemi yatağına yatırdım. Ertesi gün anneme tuvalete gitmesi için yardımcı oldum. Dışarı çıktığımda tuvaletten bir gürültü sesi geldi. Geri döndüğümde annemin iki ayakları havada yattığını gördüm. Hemen kaldırdım ve oturttum. O sırada kardeşim Faruk geldi ve annemi hastaneye götürmek için ambulansı aradık. Faruk’un durumu haber vermesiyle eve gelen kardeşim Sevim bana, ‘Sana göstereceğim’ dedi. Kız kardeşlerimle, anneme bakma hususunda aramız kötüydü. Annem o gün düştüğünü de beyan etti. Kardeşimin yarattığı gerginlik sebebiyle hastaneye de gidemedim. Ardından da tutuklandım ve cezaevinde annemin ölüm haberini aldım. Anneme bakan bendim. Onu öldürmem mümkün değil.”ALDIĞI MAAŞ İLAÇLARINA GİDİYORDU’Annesini, huzurevine yatırmak istediğini, fakat bu teklifin kabul görmediğini iddia eden Baştosun, ‘Annemin malı mülkü yoktu. Sadece babadan kalma bir gecekondumuz var. Babadan kalma evimize, bir müteahhit gelerek kat karşılığı 1 daire ve 11 hissedara 20’şer bin lira teklif etti. Annem, ‘Ölene kadar böyle yaşamak istiyorum’ deyince ben de teklifi kabul etmedim. Olayı kardeşlerime aktardığımda aramızdaki sıkıntılar baş gösterdi. Zamanla anneme bakamaz hale geldiğim için, ‘Allah’ım annemin canını al da bu sıkıntıdan kurtulsun’ diye dua ediyordum. Annenim her ay aldığı 600 TL’lik dul ve yetim maaşının büyük bir kısmı ilaçlarına gidiyordu. Kendisini huzurevine yatırmayı teklif ettim, ancak kabul etmedi’ diye konuştu.’ANNEMİ, BEKİR ÖLDÜRDÜ’Müşteki Sevim Tozluk, annesinin katilinin Bekir Baştosun olduğunu iddia ederek, ‘Ağabeyimin, annemi döverek öldürdüğünden eminim. Çünkü annem zaman zaman, ‘Bekir beni dövüyor’ derdi. Hatta bir keresinde, ‘Bekir beni yastıkla boğmaya kalktı’ deyince hemen ağabeyimi aradım ve tartışma yaşadık. Kardeşler arasında kopukluk vardı ve aramız iyi değildi’ dedi.’ANNESİNİ ÜSTÜNE ABANARAK SARSIYORDU’Ailenin komşusu olan tanık Süheyla Ekinci, pencereden baktığında Bekir Baştosun’un annesini dövdüğünü gördüğünü belirterek, ‘Olay gecesi pencereden baktığımda Bekir ağabeyin, Görgün teyzenin üstüne abanarak sarstığını gördüm. Dakikalarca bağırdıktan sonra yine sarsarak ayağa kaldırdı. Ardından ikisi birlikte yere düştü. Seslerden rahatsız olan bir çevre sakininin, ‘Polise haber vereceğim’ diyerek bağırmasının ardından ışıklar kapandı ve sesler kesildi. Fakat ardından cam kırılması sesi geldi. Sonrasında zaten polisler geldi’ ifadelerini kullandı.Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı avukatı Müjgan Bilgen Özen, kendini koruyamayacak derece birine karşı ve bu kişinin annesi olan sanığın yaptıklarının kabul edilemez olduğunu ifade ederek, şikayetçi oldukları sanığın en ağır cezaya çarptırılmasını talep etti.Mahkeme heyeti, Baştosun’un tutukluk halinin devamına, İzmir Adli Tıp Kurumu’ndan gelecek olan otopsi raporunun beklenmesine karar vererek duruşmayı erteledi.GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ——————————Hastaneden görüntüHastaneden anonsAdliyeden görüntüHaber: Tolga TAHÇI -Kamera: Hande NAYMAN /İZMİR, Haber Kodu : 200105009=============================Nesli tükenme tehlikesi altındaki kuşlar Kızılırmak Deltası’nda Samsun’daki Kızılırmak Deltası Kuş Cenneti, nesli tükenme tehlikesi altındaki türleri barındırıyor. UNESCO Dünya Mirası Daimi Listesi’ne alınması için çalışmaların sürdüğü 56 bin hektar alanda, şu ana kadar tespit edilen kuş türlerinden 18’inin nesli tükenme tehdidi altında olduğu, 21’inin ise nesli tehlike altına girmeye yakın türler arasında yer aldığı bildirildi.Türkiye’nin en önemli sulak alanlarının başında gelen ve 359 kuş türünün bulunduğu 56 bin hektarlık Samsun Kızılırmak Deltası Kuş Cenneti, 13 Nisan 2016’da Birleşmiş Milletler (BM) Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) Dünya Mirası Geçici Listesi’ne alındı. Daimi listeye alınması yönünde çalışma yürütülen Kızılırmak Deltası için hazırlanan rapor, UNESCO’ya sunuldu. Ancak, Dışişleri Bakanlığı dosyasındaki bazı eksiklikler nedeniyle başvuruyu geri çekti. Dosyanın yeniden hazırlanması için Samsun Büyükşehir Belediyesi öncülüğünde ilgili kurumlar tarafından yeniden çalışma başlatıldı. Kuş Cenneti’nin korunmasına yönelik ilave tedbirler hayata geçiriliyor.Başvurunun kabul edilmesiyle Türkiye’den bu listeye giren ilk doğal miras olacak Kızılırmak Deltası Kuş Cenneti, sadece ülke çapında değil tüm dünyanın tanıdığı bir alan haline gelecek. Delta, yürütülen koruma faaliyetleri açısından en üst düzeyde uluslararası bir koruma statüsüne kavuşacak. Bu durum koruma faaliyetlerinin etkinliğini artırırken, deltanın gelecek nesillere aktarılmasına önemli bir katkı verecek. Başvuru dosyası UNESCO’nun 2020 yılı toplantısında yeniden sunulacak.18 KUŞUN, NESLİ TÜKENMEKTE359 kuş türünün bulunduğu Kızılırmak Deltası Kuş Cenneti, dünyada nesli tükenme tehlikesi altındaki türleri barındırıyor. UNESCO Dünya Mirası Daimi Listesi’ne alınması için çalışmaların sürdüğü alanda, şu ana kadar tespit edilen kuş türlerinden 18’inin nesli tükenme tehdidi altında olduğu, 21’inin ise nesli tehlike altına girmeye yakın türler arasında yer aldığı belirtildi.’KUŞLAR AÇISINDAN ÖNEMLİ BİR REZERV ALANI’Samsun Ondokuz Mayıs Üniversitesi Ornitoloji Araştırmalar Merkezi görevlisi Doç. Dr. Kiraz Erciyas Yavuz, Kızılırmak Deltası’nın Türkiye’de var olan 486 kuş türünün 359 tanesine ev sahipliği yaptığını belirterek, ‘Bu kuşlar farklı zamanlarda Kızılırmak Deltası’nda gözleniyor. Bazılar göç sırasında konaklıyorlar, bazıları üremek için, bazıları ise kışlamak için buraya geliyorlar. Dolayısıyla değişik zamanlarda farklı kuş türlerini görebiliyoruz. Şu an kış dönemi çok sayıda örneği burada görebiliriz. Kızılırmak Deltası son birkaç yıldır avcılıkta en azından doğu yakasında engellendiği için kuşlar açısından önemli bir rezerv alanı ve güvenli bir bölge. Besin açısından da çok zengin bir bölge burası onlar için’ dedi.Doç. Dr. Yavuz, Kızılırmak Deltası’nın çok farklı yapıda habitatlara da sahip olması nedeniyle farklı ekolojik özelliklere sahip kuş türleri tarafından tercih edildiğini söyleyerek ‘Şu ana kadar tespit edilen türlerden 18’i nesli tükenme tehdidi altında olan, 21’i ise nesli tehlike altına girmeye yakın türler arasında. Türkiye genelinde toplam 38 nesli altında tür var onlarla kıyasladığımızda Kızılırmak Deltası birçoğuna ev sahipliği yapıyor. Bu da bu bölge için çok önemli bir özellik. Bölgenin ne kadar kıymetli bir sulak alan olduğunun en önemli göstergelerinden birisi’ diye konuştu.359 KUŞ TÜRÜ YAŞIYORSamsun’da, 359 kuş türünün yaşadığı, 56 bin hektarlık Kızılırmak Deltası Kuş Cenneti’nin korunması için bölge Temmuz 2018’de araç girişine kapatıldı. 5 bin 174 hektarlık kısmı Yaban Hayatı Geliştirme Alanı olan ve Uluslararası Ramsar Sözleşmesi kapsamında koruma altında bulunan deltada irili ufaklı 20 göl ile büyük bataklık ve sazlık alanlar yer alıyor. Avrupa Kuş Alanları Envanteri’ndeki en önemli 4 kriterden 3’üne sahip olan Kızılırmak Deltası, göç sırasında Karadeniz’i doğrudan aşan kuş türleri için yaşamsal önem taşıyor. Kızılırmak Deltası Kuş Cenneti’nin Dünya Mirası Daimi Listesi’ne alınması ile bölgenin daha etkin korunması amaçlanıyor.GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ——————————-Deltadan detaylar-Drone ile detaylar-Röportaj-DetaylarHaber-Kamera: Yaprak KOÇER-Hüseyin KALAY / SAMSUN,  Haber Kodu : 200105012=============================Soluk borusuna şeker takılan bebeği eczacı kurtardı Gaziantep’te, soluk borusuna şeker takılması sonucu, boğulma tehlikesi geçiren 1 yaşındaki bebeğin hayatını, annesiyle gittiği eczanedeki durumu fark eden eczacı kurtardı. Bebeğin ölümden döndüğü anlar, güvenlik kamerası görüntülerine yansırken, eczacı Bülent Yılmaz, ‘Çok hızlı davranarak duruma müdahale ettik. Çocuğu kurtard. Anne çok mutlu şekilde eczaneden ayrıldı’ dedi.Olay, geçen Kasım ayında Beşyüzevler Mahallesi’ndeki eczanede meydana geldi. İlaç almak için eczaneye gelen ismi öğrenilemeyen anne, bebek arabasındaki 1 yaşlarındaki erkek çocuğuna ağladığı için şeker verdi. Şeker, bir süre sonra bebeğin soluk borusuna kaçtı. Çocuğunun nefes alamadığını fark eden annenin telaşlandığını gören eczacı Bülent Yılmaz, hemen duruma müdahale etti.Nefes alamayan bebeği kucağına alıp, ardından sırtına vurarak şekeri çıkarmasını sağlayan eczacı Bülent Yılmaz, olayı anlarını şöyle anlattı:  ‘Ben annenin telaşlandığını görünce yerimden kalkıp ne olduğunu öğrenmeye çalıştım. Bebeği kucağıma aldığımda bebeğin nefessiz kaldığını, morardığını ve boğazına bir şey takıldığını fark ettim. Çocuğu yüz üstü çevirerek, midenin üst tarafına baskı yapıp, sırtına elimle vurarak cismin çıkması için çabaladım. Birkaç defe yaptıktan sonra bebeğin ağzındaki şeker yere fırladı. Büyük bir şekerdi. O anda çocukla beraber, ben, annesi ve eczane çalışanları derin bir nefes aldık. Çok şükür çocuğumuza bir şey olmadı. Tabi burada annelerin, ailelerin, küçük bebeklere ulaşabilecekleri yerlere şeker, küçük oyuncaklar, küçük eşyalar gibi şeyleri etraflarında bırakmamaları gerekiyor. Burada yaşadığımız olayda bunu anladık. Olay anında anne çok telaşlıydı. Çok hızlı davranarak müdahale ettik. Anne çok mutlu şekilde eczaneden ayrıldı.’OLAY GÜVENLİK KAMERASINDAOlayda bebeğin nefes alamaması, annenin telaşlanması ve eczacı Bülent Yılmaz’ın bebeğe müdahale anı saniye saniye eczanenin güvenlik kamerası görüntülerine yansıdı. Görüntülerde, müdahalenin ardından bebeğin rahat nefes almaya başlaması ve annesiyle birlikte eczaneden ayrılması da yer alıyor.GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ——————————Güvenlik kamerasıEczacının çocuğu kurtarmasıAnnenin telaşıBülent Yılmaz ile Röp.Genel ve detay görüntülerHaber: Kamera: Mustafa KANLI -GAZİANTEP-DHAHaber Kodu : 200105022=============================Bobo, ameliyat edilmezse hiç görmeyecek Mersin’de, katarak nedeniyle görme yetisini kaybeden 12 yaşındaki doberman cinsi ‘Bobo’ adlı köpeğin tekrar görmesi için ameliyat edilmesi gerekiyor. Köpeğin sahibi Ferda Şahin, kentte tedavi imkanı olmayan Bobo’nun operasyon için İstanbul ya da Ankara’ya gönderilmesi gerektiğini, ancak ameliyatı karşılayacak maddi imkanının olmadığını söyledi.Ev kadını Ferda Şahin’in 12 yıl önce 3 aylıkken sahiplendiği Bobo, yaklaşık 5 ay önce görme sorunu yaşamaya başladı. Katarak olduğu belirlenen Bobo, 1 ay önce de görme yetisini tamamen kaybetti. Bunun üzerine Şahin, kentte veterinerle yaptığı görüşmede Bobo’nun Ankara ya da İstanbul’daki bir pet kliniğinde özel olarak ameliyat edilmesi gerektiğini öğrendi.Ferda Şahin, veterinerlerin tavsiyesi ile yaptığı araştırmada İstanbul’daki pet kliniğine ulaşarak, sorunu anlattı. Klinik yetkilileri Bobo’nun ameliyatını yapabileceklerini, bunun içinde yaklaşık 6 bin TL gerektiğini bildirdi.’ÇOCUĞUM GİBİ AMA GÜCÜM YOK AMELİYAT ETTİREMİYORUM’Babasından kalma emekli maaşı ile geçinen Şahin, ameliyat için maddi gücünün olamdığını belirterek, ‘Ev kadınıyım. Bobo 12 yıldır bizimle birlikte yaşıyor. 3 aylıkken bize geldi. 4- 5 aydır görme sorunu vardı, ancak son 1 ayda katarak tamamen gözlerini kapattı ve kör oldu. Yemeğini yiyemiyor, yürüyemiyor, korkuyor, son derece mutsuz bu durumdan. Benim çocuğum gibi, ailemin bir bireyi gibi. Maddi durumu iyi değil, emekli maaşı ile geçiniyorum. Köpeğimin tedavisini Mersin’de yapabilecek doktor yok. Ancak İstanbul’da, Ankara’da kliniklerde özel cihazlarla yapılabiliyor. Bu tedavinin en az 6 bin TL masrafı var’ dedi.’AĞZI VAR DİLİ YOK, BİR ŞANSI VAR BUNU ONA VERELİM’Bobo’nun içinde bulunduğu durum nedeni ile çok acı çektiğini ifade eden Şahin, ‘Hayırseverlerden yardım bekliyorum. Çünkü uzmanlar tarafından yapılması gereken bir ameliyat kalıcı körlüğe kadar gidebiliyor. Bobo’nun tek bir şansı var. Bu şansı ona verelim. Ağzı var, dili yok, derdini anlatamıyor. Sağa sola çarpıyor, acı çekiyor. Elimden de bir şey gelmiyor. İmkanı olanlardan yardım istiyorum. Bobo’nun gözlerini açtıralım’ diye konuştu.’BOBO’NUN SESİ OLMAK İSTİYORUZ’Hayvansever Öğretmen Yasemin Durgun da, Bobo’nun özel bir köpek olduğunu kaydederek, ‘Biz Bobo’nun sesi olmak istiyoruz. Katarak oldu ve göremiyor. Gözlerinin açılmasını istiyoruz. Bir an önce müdahale edilmesi gerekiyor. Yardım bekliyoruz. Hayvanlar, sahipleri öldükleri zaman gelip mezarı başında bekliyorlar. Onların da duyguları var. Bir yere çarptığı zaman canı acıyor. Psikolojisi bozuldu. Lütfen yardım elinizi uzatın’ ifadelerini kullandı.GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ——————————-Ferda Şahin köpeği Bobo ve arkadaşı ile birlikte yürürken-Şahin’in köpeği gezdirmesinden genel ve detay-Köpeğin gözlerinin görüntüsü-Ferda Şahin ile röp-Yasemin Durgun ile röpHaber-Kamera: MERSİN; Haber Kodu : 200105021=============================Servis almayınca, makam aracıyla okula götürülüyor Düzce’de, beyninde şant takılı olan Senanur Yeşilyurt’u (7) hayati risk taşıması nedeniyle servis şoförleri taşımak istemeyince, durumu öğrenen Düzce Belediye Başkan Yardımcısı Celal Kasapoğlu harekete geçti. Başkan Kasapoğlu, ilkokul 1’inci sınıf öğrencisi Senanur’u her gün makam aracıyla okuluna götürmeye başladı.Düzce’de, Aralık ayının son haftası etkili olan yağmur nedeniyle Beyciler Mahallesi’nde bazı evlerin bodrum katlarını su bastı. Düzce Belediye Başkan Yardımcısı Celal Kasapoğlu çalışmaları incelemek için gittiği Beyciler Mahallesi’nde doğuştan bedensel engelli olan ve zaman içinde geçirdiği ameliyatlar sonrası beyninde şant takılı olan Senanur Yeşilyurt ile tanıştı.Başkan Yardımcısı Kasapoğlu, beyninde şant takılı olan Senanur’un hayati risk taşıması nedeniyle servis şoförlerinin küçkü kızı taşımak istemediklerini ve u yüzden okuluna devam edemediğini öğrendi. Kasapoğlu, Metek Mahallesi’ndeki Mehmet Akif Ersoy İlkokulu öğrencisi Senanur Yeşilyurt’u makam aracıyla her sabah evinden alarak okula bırakırken, akşamları da yine makam aracıyla okuldan alınıp evine bırakıyor. Ayrıca Kasapoğlu, Senanur’un tüm eğitim masraflarını karşılama sözü verdi.’YARDIMCI OLMAK İSTEDİK’Evinden alınarak okula bırakılan Senanur Yeşilyurt, bu durumdan oldukça memnun olduğunu söyledi.Belediye Başkan Yardımcısı Celal Kasapoğlu, ‘Su baskınının yaşandığı akşam tesadüfen anneannesi ile konuşurken servis problemi yüzünden okula gidemediğini söyledi. Bizde yardımcı olmak istedik. Okula devam edebilmesi açısından ihtiyaç olduğunu söylediler. Bu sebeplerden dolayı sabahları alıyoruz, okul çıkış saatinde de evine bırakıyoruz.’ dedi.GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ——————————Çocuğun evinden alınırken görüntüsüÇocuğun başkan yardımcısının kucağında görüntüsüÇocuğun okula bırakılırken görüntüsüSenanur Yeşilyurt ve başkan yardımcısı ile röp detaylarHABER-KAMERA: Tezcan SOLMAZ /DÜZCE,Haber Kodu : 200105017=============================Sağlık ekibi, atla geldikleri köydeki hastayı kızakla götürdü Erzurum’un Hınıs ilçesine 30 kilometre uzaktaki Çilligöl Mahallesi’nde rahatsızlanan Songül Yılmaz’a (41), karla kaplı yolda at sırtında giderek ulaşan sağlık ekipleri, hasta kadını kızakla çekerek ambulansa taşıdı.Erzurum’da gece etkili olan kar yağışı nedeniyle yolu kapanan Çilligöl Mahallesi’nde oturan 9 çocuk annesi Songül Yılmaz rahatsızlandı. Rahim içi kanama ve karın ağrısı şikayeti bulunan Yılmaz’ın yakınları, durumu sağlık ekiplerine bildirdi. İhbar üzerine yola çıkan sağlık ekibi, karla kaplı yolda ambulansla ilerlemekte zorlandı. Hınıs’a 30 kilometre uzaklıktaki mahallenin 23 kilometresine kadar ambulansla gidebilen ekip, kar nedeniyle yolda kaldı. Yolun açılması için bölgeye greyder gönderildi. Ancak greyder de kara saplandı. Bu sırada durumu fark eden çevre sakinleri, bölgede toplandı. Sağlık ekibindeki paramedik Yunus Yavuz, bir kişinin getirdiği ata binip, Çilligöl Mahallesi’ndeki hastaya ulaştı.Hasta kadına evinde ilk müdahalesini yapan Yunus Yavuz, Songül Yılmaz’ın hastaneye kaldırılması gerektiğini söyledi. Mahalledeki atlı kızağa alınan Yılmaz, 4 saatlik yolculuğun ardından 7 kilometre uzaklıktaki ambulansa ulaştırıldı. Ambulansta sağlık ekiplerinin müdahale ettiği Songül Yılmaz, Hınıs Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı. GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ——————————-Sağlık ekibinin atla gitmesinden fotoğraflar-Atlı kızağın hazırlanması-Hasta kadının kızakla evinden alınması-Hasta kadının atlı kızakla ambulansa götürülmesiHaber: Hümeyra PARDELİ / ERZURUM, Haber Kodu : 200105027=============================Edirne’ye akın eden Bulgar ve Yunan turistler 270 milyon Euro bıraktıEdirne’ye, geçen yıl alışveriş için 2 milyon 736 bin 865 Bulgar ve Yunan turist geldi. Edirne Ticaret ve Sanayi Odası (ETSO) Başkanı Recep Zıpkınkurt, 2019’un Edirne için çok parlak geçtiğini belirterek, ‘Gelen Yunan ve Bulgar turistin kentte harcadığı para ile ilgili yaptığımız anketlerde kişi başı yaklaşık 100 Euro harcıyorlar. Buna göre  270 milyon Euro ülke ekonomisine katkı sağlandı. Bu da sevindirici. 2020 hedefimizde 5 milyon Yunan- Bulgar turisti ağırlamak’ dedi.Edirne, geçen yıl, komşu Bulgaristan ve Yunanistan’dan gelen turistlerin akınına uğradı. Dövizde kur farkı nedeniyle alışveriş için özel araçlar ve turlarla kente gelen turistler, gıdadan tekstile hemen her şeyi satın alıyor. Yunanistan ve Bulgaristan’a açılan Kapıkule, İpsala, Hamzabeyli, Pazarkule Sınır Kapısı’nda 2019 yılı verilerine göre Edirne’ye, 2 milyon 166 bin 483 bin Bulgar, 570 bin 382 Yunan turist giriş yaparken, iki ülke vatandaşlarını sayısı 2 milyon 736 bin 865 oldu. Özellikle hafta sonlarını tercih eden Bulgar ve Yunan turistler, alışverişlerini yaparken, geceleri otellerde konaklıyorlar.’270 MİLYON EURO HARCADILAR’Edirne Ticaret ve Sanayi Odası (ETSO) Başkanı Recep Zıpkınkurt, alışveriş için Bulgaristan ve Yunanistan’dan gelen turistlerin 2019 yılında 270 milyon Euro harcayarak, ülke ekonomisine ciddi oranda döviz girdisi sağlandığını söyledi. Yunan ve Bulgar turistin döviz kur farkı nedeniyle Edirne’ye alışveriş için geldiğini söyleyen Zıpkınkurt, ‘Edirne için 2019 yılı çok parlak bir yıl oldu, Yunan ve Bulgar turist sayısında artış var. Bu doğrultuda önümüzdeki yıl Edirne için hedef belli oldu. Geçen yıl Edirne’ye gelen Yunan ve Bulgar turist sayısına göre 2020- 2021 yıllarında hedefimiz komşu 2 ülkeden 5 milyon turistin gelmesi. Bunlar bizim için sevindirici. Geçen yıl 2 milyon 700 bin civarında Yunan ve Bulgar turist ağırladık. Gelen Yunan ve Bulgar turistin kentte harcadığı para ile ilgili yaptığımız anketlerde kişi başı yaklaşık 100 Euro harcıyorlar. Buna göre 270 milyon Euro ülke ekonomisine katkı sağlandı. Bu da sevindirici. Dolayısıyla esnafımız da mutlu, turizm şirketleri de durumdan memnun. 2020 hedefimizde 5 milyon Yunan- Bulgar turisti ağırlamakla beraber yerli ve yabancı turist sayısında 2023’e kadar 10 milyona çıkarmak’ dedi.’HİZMET SEKTÖRÜNDE BÜYÜME VAR’Zıpkınkurt, Edirne’de hizmet sektöründe hızlı büyüme olduğuna dikkat çekerek, ‘Edirne’de hizmet sektöründe çok ciddi bir büyüme var. Bunun dışında tekstilden konfeksiyona, gıdadan kozmetiğe, aklınıza ne gelirse her şeyi alıyorlar. Bu nedenle Edirne’de yeni mağazalar açılıyor. Edirne yeni markalarla tanışıyor, bu bizim için sevindirici. Edirne tam anlamıyla bir turizm kenti oldu. Edirne Valiliği, Edirne Ticaret ve Sanayi Odası, Edirne Esnaf Odası ile birlikte, esnafa ücretsiz Yunanca ve Bulgarca kurslar veriyoruz. Bu kurslar tüm yıl devam ediyor. Bu kursa katılanlara basit iletişim kurma öğretiliyor. Esnafımız da bu kurslardan çok memnun’ diye konuştu.ESNAF SATIŞLARDAN MEMNUNKent pazarında tezgah açarak kıyafet satan Mehmet Can, satışlardan memnun olduklarını söyledi. Pazara en çok Bulgar turistin geldiğini söyleyen Can, ‘Bulgar turistler sabahın erken saatlerinde gelip alışveriş yapıyorlar. Kur farkı nedeniyle toptan satışta yapıyoruz. Satışlardan memnunuz’ dedi.Pazardaki bir esnaf da satışlardan memnun olduğunu ifade ederek Yunan ve Bulgar turistin kent ekonomisine büyük katkı sağladığını söyledi.’HER ŞEY ÇOK UCUZ’Bulgaristan’da Türklerin yoğun olarak yaşardığı Kırcaali kentinden ailesiyle alışveriş için Edirne’de kent pazarına gelen Hasan Ahmetov, ‘Burada her şey yarı fiyatına. Her şeyi buradan satın alıyoruz. Ucuz olmasının yanı sıra Türk malları daha kaliteli. Her hafta sonu Edirne’ye gelip tekstilden gıdaya alışveriş yapıyoruz’ ifadelerini kullandı.NİŞAN ÇİKOLATASINI EDİRNE’DEN ALDIBulgaristan’dan yaşayan soydaşlardan Osman Mustafa, nişan çikolatasını Edirne’de aldığını belirterek, ‘Önümüzdeki hafta nişanlanıyorum. Bu nedenle Edirne’ye gelip nişan alışverişi yaptık. Buradan nişan çikolatamızı, kıyafet ve ev ihtiyaçlarını karşıladık. Fiyatlar çok uygun’ diye konuştu.GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ——————————Bulgar ve Yunan turistlerden detaylarKent pazarından genelPazarda alışveriş yapanlarAlışveriş yapanlar ile röp.Detay görüntülerEsnaflarla röp.-Muhabir Ali Can Zeray’ıın anonsu-Farkı açılardan detayETSO Başkanı Recep Zıpkınkurt ile röp.-Kentten detayHaber-Kamera: Ali Can ZERAY-Olgay GÜLER/EDİRNE,Haber Kodu : 200105008=============================Buzla kaplanan Çıldır Gölü, 2020’de de gözde Doğu Anadolu Bölgesi’ndeki dondurucu soğuklar nedeniyle yüzeyi tamamen buzla kaplanan Ardahan’ın Çıldır ilçesindeki Çıldır Gölü, 2020’de de ziyaretçi akınına uğruyor. Dünyanın dört bir yanından Çıldır Gölü’ne gelen yerli ve yabancı turistler, bölgede düzenlen atlı kızak ve jet ski turlarına katılıp, Eskimo usulü balık avlıyor.Denizden 1959 metre yükseklikteki Çıldır Gölü’nün yüzeyi, hava sıcaklığının geceleri sıfırın altında 20 dereceye kadar düşmesi nedeniyle buzla kaplandı. Doğu Anadolu Bölgesi’nin en büyük ikinci gölü olan Çıldır Gölü, Doğu Ekspresi sayesinde her gün ziyaretçi akınına uğruyor. Yöre halkı göle gelen turistleri atlı kızak ve jet ski ile göl üzerinde gezdirip, Eskimo usulü balık avlamayı gösteriyor. Misafirler, göl üzerindeki sobada demlenen tavşan kanı çaylardan yudumlayarak bölgenin keyfini doyasıya çıkarıyor. Her yıl olduğu gibi bu yıl da Çıldır Gölü’nün ziyaretçi akınına uğradığını söyleyen Orhan Göller (32), ‘Göl, yöre halkının ekmek teknesi oldu. Her mevsim farklı güzellikler sunan turistlere hizmet vererek para kazanıyoruz. Ben de yüzeyi buz tutan Çıldır Gölü’nde soba yakıp, üzerine demlediğim çayları satıyorum’ diye konuştu.Özellikle kışın güzel manzaraların oluştuğu bölge, gün batımı sırasında farklı bir görüntüye bürünüyor. İstanbul’dan arkadaşları ile birlikte ilk kez geldiği Çıldır Gölü’ne hayran kaldığını söyleyen Meltem Uskun, ‘Gölün yüzeyinde yürümek, kızakla kaymak, balık tutmak ve buz üstünde ikram edilen çayı yudumlamak ayrı bir keyif yaşatıyor. Yüzeyi tamamen buz tutan gölün üzerine onlarca insanın çıkması, atlı kızakların ve jet skilerin olması, bazen otomobillerin bile gezdiği gölün kırılmaması tamamen bir mucize’ dedi.GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ——————————-Atlı kızakların gidişi-Jet-skiler-Sobada demlenen çayın içilmesi-Kadın üzerine hoş geldin 2020 yazılması-Eskimo usulü balık avlanması-Vatandaşlarla röpHaber-Kamera: Suat İNCEDERE / ÇILDIR (ARDAHAN), Haber Kodu : 200105014=============================

Bir önceki yazımız olan ÖZEL GÜNDEM (TEKRAR) başlıklı makalemizi de okumanızı öneririz.

Add a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir